Sinemada toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için sanatın birleştirici, kapsayıcı ve bütünleştirici gücünden faydalanmanın öneminin vurgulandığı etkinlikte, hayatın her alanında olması gerektiği gibi sinemada da fırsat eşitliği yaratılmasının önemi vurgulandı.
Film üretiminin her aşamasında yaşanan farklı eşitsizliklerin örneklerle masaya yatırıldığı etkinlikte, kadınların hayatın her alanında özgürce var olabildiği bir dünya için sinemada da kadının özgür ve eşitlikçi bir ortamda üretebilmesi gerektiğinin altı çizildi. Çeşitli uluslararası festivallerde toplumsal cinsiyete duyarlı tema belirleme alanında danışmanlık yapan Dr. Ayşe Kaşıkırık, 'Sinemada Çeşitlilik, Kapsayıcılık ve Çok Kültürlülük Rehber Kitabı’ için yaptığı saha çalışmalarından bahsederek “Sahada karşılaştığımız genç ve erkek bir sektör emekçisi ‘eşya ve ekipmanları da taşır’ ya da ‘gece çekimlerinde saat sıkıntısı olmaz’ gibi nedenlerle set çalışanları işe alınırken erkeklerin tercih edildiğini anlattı. Maalesef setlerdeki yaşanan bu gerçeklik, zaten başlı başına bir emek sömürüsü olmanın yanı sıra, kadınların sektörde yer edinmelerini engelleyen görünmez bir cam tavandır.” dedi.
Toplumsal konulara odaklanan eşitlikçi belgeselleri ile tanınan yönetmen Zafer Özgentürk ise, sinemada gerçek bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin yakalanması için öncelikle eser oluşumunun tüm aşamalarda, yani pre-prodüksiyon, prodüksiyon ve post-prodüksiyon sürecinin tamamında kadınlar eşit temsil edilmesinin önemini vurgulayarak, “Eser üzerinde karar verici pozisyonlarda cinsiyetler süreç boyunca eşit şekilde temsil edilmeli. Çekim öncesi süreçte alınacak kritik kararlarda yapımcılar arasında kadınların olması, film setinde kadın yönetmen, yardımcı yönetmen, görüntü yönetmeni sayısının artması, kurgu masasında daha çok kadının oturması gerekiyor. Film ekiplerinin çoğunda ya kadınlar fiilen yok, ya da orada olmalarına rağmen söz hakkı tanınan pozisyonlarda olamıyorlar, sesleri yeterince duyulmuyor. Özellikle erkek egemen set ortamlarında mobbing ve hatta cinsel tacize maruz kalıyorlar. Bu nedenle haklı olarak sektöre kariyerinin başında küsen pek çok yetenekli kadını kaybediyor sinema.” dedi. Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu çekim ekipleri tarafından çekilen filmlerde yaşanan 'erkek bakış açısı' sorunundan da bahseden Özgentürk, bu durumun bilincinde olarak kendi çalışmalarında erkek bakış açısı sorununu azaltmak için toplumsal cinsiyet eşitliği alanında deneyimli yapımcı ve danışmanlarla çalıştığını belirtti.
BAŞKA BİR SİNEMA MÜMKÜN!
Dr. Ayşe Kaşıkırık’ın sektördeki cinsiyet eşitsizliğinin sağlanması için sinemadaki uzun ve esnek çalışma saatleri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, cinsiyetler arasındaki ücret eşitsizliğinin engellenmesi ve 'eşit değerde işe eşit ücret ilkesi' benimsenmesi gereğini vurguladığı söyleşide festivallerin durumu da irdelendi. Kadınların ataerkil kodların baskın olması, karar alma mekanizmalarındaki temsil eksikliği, finansal kaynaklara erişim zorluğu gibi nedenlerle daha az film çektiği ve bu durumun festival başvurularına da yansıdığı belirtildi.
Kadınlar halen uluslararası festivallerde daha az aday gösterildiğini, jürilerde ve ödül dağıtımında geri planda kaldıklarını hatırlatan yönetmen Zafer Özgentürk, bu sorunların aşılmasında kadın filmleri festivallerinin önemini vurguladı. Festivallerin yönetmen odaklı yapısının üretimin diğer aşamalarında hayati rol oynayan kadınların görünürlüğünün artırılması için, Türkiye’deki kadın filmleri festivallerinin yurtdışındaki benzer uygulamaları örnek alarak ekipteki kadın oranını da katılım kriterleri arasına almasını önerdi.